2 Aralık 2013 Pazartesi

Yine yeniden


Ve bitti. 
Hayatımın en keyifli yazlarından biriydi. İkinci kuzu kucağımda, birincisi kelimenin tam anlamıyla tepemde.
Aynı anda hem kızların anası olduğum, hem de güzel annemin 2 ay yanımda kalmasıyla anasının kızı olduğum zamanlar. Yani hem anne, hem de çocuk olmak; ne lüks! 
Alya kuzu doğalı 5 ay oldu. Ağırdan aldık oryantasyonu biraz ama artık alıştık. O hayata, biz de ona. 
Ve keyifli günlerin, gevşek zamanların sonu geldi. Ela'da çok bunalmıştım, işe başlamak kurtarıcı olmuştu. Şimdi ise "dur ya, daha karpuz kesecektik" diyor içim. Yetmedi yani. Sürekli bu şekilde yaşamak beni mutlu etmez, farkındayım. Ama bir süre daha fena olmazdı.
En çok özleyeceklerimden biri; Ela'yla sabah okuluna elele yürüdüğümüz o 10 dakikalık zamanlar. Bir yere yetişmek zorunda olmadan, ondan, bundan konuşarak, gülerek, şarkı söyleyerek geçirdiğimiz zamanlar. Ne garip! Cuma'dan beri kıymete bindi o yürüyüşler. Peki o 10 dakikalık zamanlarda, şu an yanaklarımdan akan gözyaşlarımda gerçekten ne saklı? Neyi kaybedeceğimi düşünmek üzüyor beni? 

İlk doğum iznimden dönerken endişelerim  üzüntümden büyüktü. Ela'nın uykusu, yemeği, süt sağma, çocuğun bakıcıyla kalması; hepsi yeni ve büyük endişelerdi benim için. Şimdi ise aklımda ne Alya'nın uyku saatleri, ne uykuya nasıl dalacağı, ne de yeme düzeni var. Sadece Ela'yla elele yürüyüşlerimiz ve küçük kuzumla yan yana yattığımız, konuştuğumuz anlar, onun bana "bir şey söyle de güleyim" der gibi bakışları ve küçük elleri var. 
Bu sefer stresli değilim diyordum. Gerçekten değilim. Üzgünmüşüm, farketmemişim...