aslında atmayı, şöyle bir hafiflemeyi çok istiyorum. istiyorum ki az eşyam olsun, kullanmadığım, unuttuğum eşyalarım olmasın. gayretliyim. en son taşınırken baya da hafifledim diyebilirim. ama gidecek çok yolum var. hala, evde - toplasam koca bir kutu eder herhalde - ne işe yaradığını bilmediğim kablolar, içinde ne olduğunu bilmediğim CDler, boş CD kapakları, küçük defterler, bitmiş kalemler geliyor elime açtığım çekmecelerde. dün kitaplığın içinde boşaltmayı hedeflediğim bir kaç kutu vardı. işe giriştim. bende fazlalık olduğunu hissettiğim şeyleri şu şekilde tanımlıyorum "varlığını unuttuğum, asla ihtiyaç duyup aramayacağım ya da çok nadir ihtiyaç duyabileceğim, elime geçince de bulduğuna acaip sevinmediğim herşey" bunları da birkaç kategoriye ayırabilirim eğer kendimi zorlarsam; mesela:
1) oradan buradan birşekilde elime geçmiş ihtiyaç duymadığım küçük eşantiyonlar. Mesela araba güneşliği, kartvizitlik ya da anahtarlık gibi
2) neye ait olduğunu anlamadığım kablolar, bitmiş olduğunu tahmin ettiğim ama emin de olamadığım piller
3) en zoru hatıra olsun diye topladıklarım, sakladıklarım. Sinema, tiyatro, otobüs, uçak biletleri, herhangi bir yere ait bir broşür, katalog, eski davetiyeler, ta seneler öncesinden arkadaşlarımın vesikalıkları (niyeyse öyle bir adet vardı ya, hala var mı bilmiyorum, sevdiğin birisi vesikalık çektirince mutlaka bir tane alırsın. eskiden bu telefonlar icat edilmeden cüzdanda taşırdım bu fotoğrafları ama şimdi ne gerek var, ve hangi birini.)
4) çerçeveler, hele de yıllar öncesinden sana hediye edilmiş, çok sevdiğin insanlarla çekilmiş, çervelenmiş fotoğraflar. Evlenmeden evimde çok vardı o tür fotoğraflar, evlenince ister istemez çift konseptine dönmüş olduk tabi, onlara yer bulamıyorum.
Aslında bunu yazınca bu 4 maddenin de temelde 2 madde olduğunu görüyorum. "Hatıralar" ve "ya ihtiyacım olursa" dediklerim. Hatıralara fazlalık diyemiyorum. Onlar benim ve benim kalacak. Birkaç küçük kutu onları toplar nasılsa. Yok yok, ayrılmak istemiyorum onlardan.
Ama ilk iki grupta olanlardan kurtulacağım ivedilikle. "Ya ihtiyacım olursa" diyorum, "bir gün lazım olur", Olmamış işte kardeşim. Rahat ol, rahat bırak onları da :)
Karar vermiş gibiyim, haydi hayırlısı :))
16 Nisan 2012 Pazartesi
15 Mart 2012 Perşembe
içimdeki grilik, gariplik...

"bir hayalin peşinde"ydi aslında yazmak istediğim yazının adı. Ama şu an o kadar farklı bir duygu hakim ki içime, bana nicedir uğramayan bu duyguyu yazmak istiyorum. Bu duygunun adı "gariplik". Yani insanın kendini "garip" hissetmesi ama ilginç, tuhaf anlamında değil; garip işte. Hafif hüzünlü, biraz eksik. işte öyle...
Üniversiteye başlamadan, yani yuvadan ayrılmadan önce bunu hissetmiş miydim hatırlamıyorum. Ama bunu en belirgin yaşadığım yer orası. Daha çok da başları. Üniversiteye gideceğim ilk gün sabahın kör vakti kalkıp, kahvaltı salonuna gitmiştim. Benden başka, sadece "bu kız ne yapıyor bu saatte burada" diyen görevliler vardı. Soğuk salonda donmuş tereyağın ekmeğe sürülemediğini hatırlıyorum ve o lokmaların ağzımda nasıl büyüdüğünü, bir türlü yutamadığımı. Bu bir ait olamama hissi sanki, biraz güvende hissetmeme hali.
Sonra haftasonları eve gelirdim, ilk yıl özellikle pek sık. Pazar günleri, dönüş günleriydi, sevmezdim. Hava kararırken saat 6ya doğru diyelim-Ece Temelkuran'ın tabiriyle Eflatun Vakti-, genelde yolda olurdum. Evlerde yavaş yavaş yanmaya başlayan ışıklar işte şimdiki gibi garip hissettirirdi bana. Herkes evinde, bense değilim diye herhalde.
Şimdi de İtalya'dayım. Bir hayalin peşindeyim. Kimse beni zorlamadı, hatta burada olabildiğim için şanslıyım. Etrafımdaki herkes, ailem, arkadaşlarım ne çok destek çıktılar bana. Ama burada, bu küçük ve gösterişsiz otel odasında, bu tanıdık his geldi çöreklendi işte içime. Dışarda kafama uygun bir şey bulup yiyemedim, sokaklarda olmak istemedim. Yemeğimi odaya getirdim. Onu da yiyemedim doğru dürüst, lokmalar büyüdükçe büyüdü. İyi ki bu internet var. Bir süre uyuşturdum kendimi. Ordan oraya gezdim. Komik videolarla aklımı dağıttım. Ama içimdeki gri rengi atamadım. Bu akşam rengim gri.
Bir kadın anne olduğunda tamamlanır diye okumuştum bir yerde. Çok hak veriyorum. Ela'yla bu hissi hiç yaşamadım. İlk ayrılığımız değil ama O'nu da çok özledim. Sokakta hep Ela yaşındakilere takıldı gözlerim. İçim titredi. Kendimi internetle uyuşturdum demiştim ya; Youtube sayfayı açınca alışkanlıktan karşıma kuzunun sevdiği Pepee'leri getiriverdi. İçim fena oldu. Seyredemedim.
Sonra hasret çekenleri düşündüm. Hapistekileri, bu hisle nasıl başa çıktıklarını düşündüm. Hasret sona erecek mi sorusunun cevabını bilmemek nasıl bir şey? Düşündüm ama bir yere varamadım...
23 Şubat 2012 Perşembe
Yeni alışkanlıklar
yeni bir düzenimiz oluyor, yavaş yavaş ama sanki biraz da zorlanarak. Meme dar zamanlarımızda dokunarak rahatladığımız; ara sıra sarılıp, öpüp, kokladığımız, hasret giderdiğimiz, hoş tutmak istediğimiz eski bir dost gibi.
Gece uykularımız daha kesintisiz. Her gece en az iki kez uyanıyordu Ela emdiği dönemlerde. Şimdi çoğunlukla deliksiz bir gece uykusu uyuyor ya da en fazla 1 kez uyanıyor. 2 senedir deliksiz uyuduğu geceler bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar olan benim için bu durum hayli sevindirici.
Bununla beraber zorlandığımız ve henüz bir rutine oturtamadığımız konu ise uykuya geçiş. Bu konuda ikimiz de ya da babamızı da sayalım üçümüz de acemiyiz. Kuzunun gündüz uykuları problemsiz. Yatakta ya da kucakta sırta iki pı pıt'la uykuya dalıyor. Bizim uzmanlık alanımız ise meme ile uykuya dalmak. Dolayısıyla meme olmayınca şaşkınız. Yeni bir rutin oluşturmamız lazım. Kafamda bunu bir plana da döktüm ama..."Ama"sı ne biliyor musunuz? Yorgunum, vallahi takatim yok. Uyumaya niyetlenmemiz saat 21:00 gibi oluyor, uykuya dalışımız ise 22:30dan önce değil. Dün gece ben bir şekilde sızdım, dayanamamışım, Eloş'la babası suluboya, patates baskısı gibi sanatsal aktiviteler yapmışlar gecenin 10unda. Ve sonra 23:00 gibiydi herhalde Eloş yanımda mızmızlayarak uykuya daldı. Huzurlu bir uykuya dalış olmadı. Buna, kendi halime ve aslında bu düzensizliğin geneline canım sıkılıyor. Biraz güç toplamam lazım, gördüğüm kadarıyla bu düzen kendi kendine oturmayacak.
Aslında bu durumu bekliyordum, beklemediğim birşeyle karşılaşmış ve şaşırmış değilim. Bu yazıyı da bugünler için yazmıştım. Yani "keşke uyku olayına başta bir çözüm bulsaydım, şimdi sıkıntı çekmeseydi kuzu" diyeceğimi bildiğim için, bunu dediğimde o anların tadını tekrar hatırlamak ve gülümsemek için...
Yazıyı "su akar yolunu bulur" diye bitirmişim geçen sefer. Bu da kendini tekrarlayan bir senaryo mu acaba, ya da benim oyunlarımdan biri mi? Yani bir düzen oturtacağım diye uğraşmak, denemek, kafa yormak sonra herşeyi doğaya bırakmak. Şu anda seçimlerimden biri bu duruma müdahale etmemek de olabilir, yani akışa bırakmak. Bu, yukarda bahsi geçen yazıyı yazmadan önce de seçimlerimden biri olabilirmiş, olmamış. Acaba şimdi de bunu, ben mi seçmiyorum?
Aslında bu durumu bekliyordum, beklemediğim birşeyle karşılaşmış ve şaşırmış değilim. Bu yazıyı da bugünler için yazmıştım. Yani "keşke uyku olayına başta bir çözüm bulsaydım, şimdi sıkıntı çekmeseydi kuzu" diyeceğimi bildiğim için, bunu dediğimde o anların tadını tekrar hatırlamak ve gülümsemek için...
Yazıyı "su akar yolunu bulur" diye bitirmişim geçen sefer. Bu da kendini tekrarlayan bir senaryo mu acaba, ya da benim oyunlarımdan biri mi? Yani bir düzen oturtacağım diye uğraşmak, denemek, kafa yormak sonra herşeyi doğaya bırakmak. Şu anda seçimlerimden biri bu duruma müdahale etmemek de olabilir, yani akışa bırakmak. Bu, yukarda bahsi geçen yazıyı yazmadan önce de seçimlerimden biri olabilirmiş, olmamış. Acaba şimdi de bunu, ben mi seçmiyorum?
7 Şubat 2012 Salı
Meme Bırakma Günlüğü - 3
Meme bırakmanın bendeki ilk etkisi başlarda hayli, şimdilerde biraz daha gevşemiş bir fiziksel acı. "Gevşemiş bir acı" tabiri ilginç oldu ama herhalde benzer durumu yaşamış olanlara tanıdık gelmiştir. Bu durum tam olarak çözülmüş değil. Hatta sol taraf bu gece baya sıkıntı veriyor. Yarın belki doktoru aramak iyi olabilir.
Onun dışında psikolojik olarak hissettiğim şey özgürlük hissi. Eloş memelere yattığında, dokunmak istediğinde hissetmeyi beklediğim o üzüntüyü hissetmiyorum. Tuhaf ama bu bana iyi hissettiriyor. Yani üzülmemek. 25 ay dolu dolu yaşadık. şimdi özgürleşme zamanı. Onun için de, benim için de. Ve çok büyük bir değişiklik yaşamımızda. Bu benim için ne kadar hayati bir konu ki, şu bir haftada alakasız insanlara "biz de memeyi bıraktık" cümlesini kurarken buldum kendimi. Onlara ne, değil mi? Ama yok, çıkıveriyor ağzımdan :)
Hayatım değişiyor ve sanki biraz da normalleşiyor sanki. Geçen C.tesi ilk kez bir kadeh şarap içtim evde. Pek keyifliydi. Sonra emzirme atletlerini bıraktım. Haftasonları bu iç aksamdan dolayı gönlümce bir şeyler giyemiyordum. Otomatiğe bağlamış gibi üzerime geçirdiğim, bol olmasına dikkat ettiğim kıyafetim vardı. Yine bu haftasonu ilk kez bayadır giymediğim birşeyler giydim. Ela şaşırdı. "Anne, bu ne?" dedi. "Kazak" dedim. Güldü, "mana da ay" dedi. :)
Şu sıra beni kaygılandıran şey uyku düzeni. Ben evde olduğumda uykuya dalamıyor kuzu. Gündüz hiç sorun yok. Ama en geç, 09:00 - 09:30 olan uyku saatimiz kaydı. Araba olayına da girmek istemediğim için evde artık iyice guardı düşene kadar bekliyor. Saat 10:30 - 11:00 gibi uyudu bu hafta. Bu da tabi çok geç. Hem o az uyumuş oluyor, hem de benim takatim kalmıyor. Yarın annemler de gidiyor. Bakalım bu işi nasıl çözeceğiz.
Herşeye rağmen mutluyum. Bu kadar süre bu ilişkiyi yaşayabildik diye. O günler de acısıyla, - gözlerim yaşarırdı o meme başı çatlaklarının acısından, biriken sütlerin verdiği dayanması zor acıdan - tatlısıyla -sütüm kesiliyor diye telaşa kapılıp nefret ettiğim tahin helvalardan ne çok yemiştim :) çok güzeldi. Özlüyorum ama mutluyum. Durumum budur...
Onun dışında psikolojik olarak hissettiğim şey özgürlük hissi. Eloş memelere yattığında, dokunmak istediğinde hissetmeyi beklediğim o üzüntüyü hissetmiyorum. Tuhaf ama bu bana iyi hissettiriyor. Yani üzülmemek. 25 ay dolu dolu yaşadık. şimdi özgürleşme zamanı. Onun için de, benim için de. Ve çok büyük bir değişiklik yaşamımızda. Bu benim için ne kadar hayati bir konu ki, şu bir haftada alakasız insanlara "biz de memeyi bıraktık" cümlesini kurarken buldum kendimi. Onlara ne, değil mi? Ama yok, çıkıveriyor ağzımdan :)
Hayatım değişiyor ve sanki biraz da normalleşiyor sanki. Geçen C.tesi ilk kez bir kadeh şarap içtim evde. Pek keyifliydi. Sonra emzirme atletlerini bıraktım. Haftasonları bu iç aksamdan dolayı gönlümce bir şeyler giyemiyordum. Otomatiğe bağlamış gibi üzerime geçirdiğim, bol olmasına dikkat ettiğim kıyafetim vardı. Yine bu haftasonu ilk kez bayadır giymediğim birşeyler giydim. Ela şaşırdı. "Anne, bu ne?" dedi. "Kazak" dedim. Güldü, "mana da ay" dedi. :)
Şu sıra beni kaygılandıran şey uyku düzeni. Ben evde olduğumda uykuya dalamıyor kuzu. Gündüz hiç sorun yok. Ama en geç, 09:00 - 09:30 olan uyku saatimiz kaydı. Araba olayına da girmek istemediğim için evde artık iyice guardı düşene kadar bekliyor. Saat 10:30 - 11:00 gibi uyudu bu hafta. Bu da tabi çok geç. Hem o az uyumuş oluyor, hem de benim takatim kalmıyor. Yarın annemler de gidiyor. Bakalım bu işi nasıl çözeceğiz.
Herşeye rağmen mutluyum. Bu kadar süre bu ilişkiyi yaşayabildik diye. O günler de acısıyla, - gözlerim yaşarırdı o meme başı çatlaklarının acısından, biriken sütlerin verdiği dayanması zor acıdan - tatlısıyla -sütüm kesiliyor diye telaşa kapılıp nefret ettiğim tahin helvalardan ne çok yemiştim :) çok güzeldi. Özlüyorum ama mutluyum. Durumum budur...
Meme Bırakma Günlüğü - 2
Bugün 9. gün, iyiden iyiye bıraktık.
3. geceden korktuğumu yazmışım son yazıda; korktuğum gibi olmadı. Hatta ben sabah 07.00de kalktım. Ela'nın uyuduğunu görünceçok sevindim. "Hiç uyanmadı, değil mi anne?" deyince, annemin gece 3ten beri kuzunun başında olduğunu öğrendim. Aslında uyanmamış ama mızı mızıl yapıp uyanmaya yeltenmiş, hafif pış pışlarla tekrar uykuya dalmış. Böyle böyle sabahı etmiş.
4.5.6. geceler birbirine benzer, hafif uyanmalı, ama çok krizli değildi. Uyandığında güzel kuzu meme arıyor. 2 yıllık, koskoca bir alışkanlık. Nasıl aramasın? Ama ilginç olan ilk günlerdeki gibi emmeye yeltenmiyor. Eliyle arıyor, buluyor, onları hissederek dalmaya çalışıyor. Ama malesef dalması her seferinde kolay olmuyor.
Örnğin 7. gecemiz zor oldu. Saat 5'te uyandı. Yanına yattım, memelere yakın olsa da huzur bulamadı kuzu. Mızmızlanmalar, hafif ağlamalar, mır mır mır konuşmalar, olmadı. Uyandı. Daha doğrusu biz konuşarak uyanmasını sağladık. Uykudan başını kaldırınca neşesi hemen yerine geldi. Bıdır bıdır konuşmaya başladı. Ela'nın gündüzü ve gecesi o kadar farklı ki. Durumunu tabi anlıyoruz ama bu kadar mı fark olur? Gerçi düşününce kuzumuzun öyle sakın, uysalbir çocuk olduğunu söyleyemeyiz. Dolayısıyla gece bu kimliğinin farklı bir yönünü görüyor olabiliriz. Amaan kuzunun canı sıkkın işte :) Oydu, buydu düşünmeye gerek yok. Zaman herşeyin ilacı değil bence, ama bu konuda bize yardımı dokunuyor. Zamanın geçmesi bize iyi geliyor. Umutluyum...
3. geceden korktuğumu yazmışım son yazıda; korktuğum gibi olmadı. Hatta ben sabah 07.00de kalktım. Ela'nın uyuduğunu görünceçok sevindim. "Hiç uyanmadı, değil mi anne?" deyince, annemin gece 3ten beri kuzunun başında olduğunu öğrendim. Aslında uyanmamış ama mızı mızıl yapıp uyanmaya yeltenmiş, hafif pış pışlarla tekrar uykuya dalmış. Böyle böyle sabahı etmiş.
4.5.6. geceler birbirine benzer, hafif uyanmalı, ama çok krizli değildi. Uyandığında güzel kuzu meme arıyor. 2 yıllık, koskoca bir alışkanlık. Nasıl aramasın? Ama ilginç olan ilk günlerdeki gibi emmeye yeltenmiyor. Eliyle arıyor, buluyor, onları hissederek dalmaya çalışıyor. Ama malesef dalması her seferinde kolay olmuyor.
Örnğin 7. gecemiz zor oldu. Saat 5'te uyandı. Yanına yattım, memelere yakın olsa da huzur bulamadı kuzu. Mızmızlanmalar, hafif ağlamalar, mır mır mır konuşmalar, olmadı. Uyandı. Daha doğrusu biz konuşarak uyanmasını sağladık. Uykudan başını kaldırınca neşesi hemen yerine geldi. Bıdır bıdır konuşmaya başladı. Ela'nın gündüzü ve gecesi o kadar farklı ki. Durumunu tabi anlıyoruz ama bu kadar mı fark olur? Gerçi düşününce kuzumuzun öyle sakın, uysalbir çocuk olduğunu söyleyemeyiz. Dolayısıyla gece bu kimliğinin farklı bir yönünü görüyor olabiliriz. Amaan kuzunun canı sıkkın işte :) Oydu, buydu düşünmeye gerek yok. Zaman herşeyin ilacı değil bence, ama bu konuda bize yardımı dokunuyor. Zamanın geçmesi bize iyi geliyor. Umutluyum...
30 Ocak 2012 Pazartesi
meme bırakma günlüğü-1
ilk önce yaklaşan ayrılık zamanı biraz hüzün yaratmıştı. karar vermek zor görünüyordu. Burada anlatmıştım. Sonra aylar geçti, sular duruldu. Karar kendi kendine oluştu. Karar vermek rahatlatıcıydı.
İlk an: memeyi aldı, 1 haftadır konuştuğumuz şeyi hatırladı. "Annecim, sütün tadı iyi mi?" dedim, ağzını buruşturdu "anne, süt ajı" dedi. Yüzünde üzüntüden çok yeni bir oyuna dahil olmanın merakı vardı. sonra konuşmalar, gülüşmeler. Ve hemen bardakta sunulan 1 bardak süt. Günün geri kalanı çok sıkıntılı değildi. Annemin de destek kuvvet olarak gelmesiyle iyi vakit geçirdik. memenin eksikliğini hissetmedik
ilk gece: kolay değildi. bir kere memeyle uyumayı alışkanlık edinmiş kuzunun uykusu bir türlü gelemedi. yani o öyle zannetti. her teşebbüsümüz "uykum yoook" nidasıyla püskürtüldü. babamız sonunda anneanneyle beraber eloş'u arabaya bindirdi, 2 dakika sonra uyutarak getirdi
saat 4te uyandı Ela. 10 dk kadar ağlamasına hiç birimiz çare olamadık. sonrasında bir Atakan hikayesi imdadımıza yetişti. ne anlattım hatırlamıyorum ama sakinleşti fakat uyuyamadı. Gece 4 ve 6 arası anneanneyle vakit geçirdiler. anneciğim, herhalde gelmese şu an çoktan dağılmış olurdum. saat 6da benim yanıma yatıp, uyuyabildi.
2.gün: sıkıntılı değildi. memelerle yakın olma ihtiyacı vardı ama sıkıntı çıkarmadı. Onları sevdi, öptü, kokladı gün boyunca. Ara sıra "emiyim" dedi ama sonra vazgeçti.
ve çok seyrek de olsa memeleri severken, "pis meme" "git" diyerek kızdı onlara. Çok zor gerçekten. henüz 2 yaşında ama iç çatışmalar yaşıyor kuzucuk.
2.gece: daha zordu. bu sefer 2.30da uyandı ve sanki daha çok ağladı. Resmen bir kriz gibiydi. Bir ara gerçekten çok çaresiz hissettim kendimi. Sürekli kucağımda durdu. Ne diller döktüm, neler teklif ettim, kar etmedi. ah güzel kızım, memeler olmayınca sakinleşemedi. sonra bir şekilde dayanamayıp kucağımda bir tilki uykusuna yattı. uzunca bir süre kucağımda uyudu ve sonra sabaha dek anneannesinin refakatinde uyudu. 2. gece kesinlikle 1.den zordu
Bugün zaten işteydim. Geldiğimde de üzerime ve memelere atlama durumu olmadı. Tabi ki konuştuk. Memelerin acı olduğundan, çocuklar büyüyünce annelerin sütünün acıdığından. Sonra da tanıdığımız tüm emmeyen çocukların adlarını sayıyoruz. Hepsinin annesinin sütü acı oldu diye. Yalnız hissetmesin kendini kuzucuk
Şimdi 3. gecemize başlayacağım. Ne yalan söyleyeyim, korkuyorum. İnşallah dünden daha iyi olur.uykuya dalışı yine kndiliğinden olamadı. Dışarı çıkarıldı. Arabada uyuttu babası. Bu durum beni hayli tedirgin ediyor ama bu bir geçiş dönemi diyorum. Şu meme defterini kapatalım. Uykumuzu da hallederiz.
Hayırlısı bakalım...
İlk an: memeyi aldı, 1 haftadır konuştuğumuz şeyi hatırladı. "Annecim, sütün tadı iyi mi?" dedim, ağzını buruşturdu "anne, süt ajı" dedi. Yüzünde üzüntüden çok yeni bir oyuna dahil olmanın merakı vardı. sonra konuşmalar, gülüşmeler. Ve hemen bardakta sunulan 1 bardak süt. Günün geri kalanı çok sıkıntılı değildi. Annemin de destek kuvvet olarak gelmesiyle iyi vakit geçirdik. memenin eksikliğini hissetmedik
ilk gece: kolay değildi. bir kere memeyle uyumayı alışkanlık edinmiş kuzunun uykusu bir türlü gelemedi. yani o öyle zannetti. her teşebbüsümüz "uykum yoook" nidasıyla püskürtüldü. babamız sonunda anneanneyle beraber eloş'u arabaya bindirdi, 2 dakika sonra uyutarak getirdi
saat 4te uyandı Ela. 10 dk kadar ağlamasına hiç birimiz çare olamadık. sonrasında bir Atakan hikayesi imdadımıza yetişti. ne anlattım hatırlamıyorum ama sakinleşti fakat uyuyamadı. Gece 4 ve 6 arası anneanneyle vakit geçirdiler. anneciğim, herhalde gelmese şu an çoktan dağılmış olurdum. saat 6da benim yanıma yatıp, uyuyabildi.
2.gün: sıkıntılı değildi. memelerle yakın olma ihtiyacı vardı ama sıkıntı çıkarmadı. Onları sevdi, öptü, kokladı gün boyunca. Ara sıra "emiyim" dedi ama sonra vazgeçti.
ve çok seyrek de olsa memeleri severken, "pis meme" "git" diyerek kızdı onlara. Çok zor gerçekten. henüz 2 yaşında ama iç çatışmalar yaşıyor kuzucuk.
2.gece: daha zordu. bu sefer 2.30da uyandı ve sanki daha çok ağladı. Resmen bir kriz gibiydi. Bir ara gerçekten çok çaresiz hissettim kendimi. Sürekli kucağımda durdu. Ne diller döktüm, neler teklif ettim, kar etmedi. ah güzel kızım, memeler olmayınca sakinleşemedi. sonra bir şekilde dayanamayıp kucağımda bir tilki uykusuna yattı. uzunca bir süre kucağımda uyudu ve sonra sabaha dek anneannesinin refakatinde uyudu. 2. gece kesinlikle 1.den zordu
Bugün zaten işteydim. Geldiğimde de üzerime ve memelere atlama durumu olmadı. Tabi ki konuştuk. Memelerin acı olduğundan, çocuklar büyüyünce annelerin sütünün acıdığından. Sonra da tanıdığımız tüm emmeyen çocukların adlarını sayıyoruz. Hepsinin annesinin sütü acı oldu diye. Yalnız hissetmesin kendini kuzucuk
Şimdi 3. gecemize başlayacağım. Ne yalan söyleyeyim, korkuyorum. İnşallah dünden daha iyi olur.uykuya dalışı yine kndiliğinden olamadı. Dışarı çıkarıldı. Arabada uyuttu babası. Bu durum beni hayli tedirgin ediyor ama bu bir geçiş dönemi diyorum. Şu meme defterini kapatalım. Uykumuzu da hallederiz.
Hayırlısı bakalım...
karar
2 yaş gözümde milattı. 2 yaşına kadar gönül rahatlığıyla emzirecek sonra da güzel güzel, konuşa konuşa bırakacaktık. Burada bahsettiğim gibi 2 yaşını doldurduktan sonra gönülsüz de olsa bırakacağımız belliydi. Gönülsüzlük durumu 2 yaşını doldurduktan sonra 1 ay daha devam etmemizi sağladı. Bu arada da bende tuhaf bir his oluştu. Sanki gizli bir şey yapıyor, bir suç işliyormuşuz gibi. "Aaa, hala emziriyor musun?" lar, "Hadi canım, sadece geceleri di mi"'ler, "n'aptın, artık bırakmanız lazım"lar etraftan sıkça kulağıma ilişince kendimin farkına varmasan sanki gizleyecektim Eloş'un emdiğini. Bu yaklaşımlara 2 yaşına doğru da rastlamıştım. O zaman kafamda "2 yaşına kadar emecek, sonra bırakacağız" gibi bir plan olduğundan fazla ciddiye almıyordum ama bu son 1 ayda - Eloş 2 yaşını da doldurmuş olunca- bu sosyal baskı beni hayli rahatsız etti.
Bu kararı kendim vermeliydim, bunu çok net biliyordum. çünkü emzirmeyi seviyorum, ne yapayım. Sonunda, son 1 ayda Ela'nın ve haliyle benim, hayli bölük pörçük gece uykularının da süreci hızlandırmasıyla karar verdim. Artık bırakacağız. Yöntem olarak prensipte çok desteklemediğim bir yöntem seçtim. Şu tırnak yememek için kullanılan tırnak cilaları var ya, onlardan süreceğim. 1 haftadır Ela'yla her fırsatta annesinin sütünün yakında acı olacağı ve Ela'nın bardakta süt içeceğini konuşuyoruz. Bunu gayet net kavradı gibi hissediyorum.
Artık bırakıyoruz,
vicdanım rahat
yeni hayatımız için sabırsızlanıyorum...
Bu kararı kendim vermeliydim, bunu çok net biliyordum. çünkü emzirmeyi seviyorum, ne yapayım. Sonunda, son 1 ayda Ela'nın ve haliyle benim, hayli bölük pörçük gece uykularının da süreci hızlandırmasıyla karar verdim. Artık bırakacağız. Yöntem olarak prensipte çok desteklemediğim bir yöntem seçtim. Şu tırnak yememek için kullanılan tırnak cilaları var ya, onlardan süreceğim. 1 haftadır Ela'yla her fırsatta annesinin sütünün yakında acı olacağı ve Ela'nın bardakta süt içeceğini konuşuyoruz. Bunu gayet net kavradı gibi hissediyorum.
Artık bırakıyoruz,
vicdanım rahat
yeni hayatımız için sabırsızlanıyorum...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)