uyku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uyku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2016 Cumartesi

yine yeniden tekrar uyku mevzuları...

Seninle tam olduk demişim bir yazımda Alya'ya. Meğer daha tam değilmişiz de biz bilmiyormuşuz. Sanırım :) artık tam olduk. 5 kişilik kocaman bir aile.

Aralık ayı yaş dönümlerinden zengin bir ay evde. Ela 7, Alya 3,5 yaşında; Nil Asya da 4 aylık oldu bu hafta itibariyle. 4 ayın yanında 3,5 yaş; 3,5 yaşın yanında da 7 hayli büyük görünüyor ama bu tabi çok yanıltıcı. Sonuçta hepsi çok küçük daha. Hepsi anasının kuzusu.

Evde yavaştan bir düzen kuruluyor desem mi demesem mi kararsızım. Nil Asya hafiften bir rutin oturtuyor gibi. Ama daha yolumuz var. Günlük plan hemen hemen söyle:

07:00 - 07:30 ev ahalisi kalkar (hava çoook karanlık oluyor, hiç memnun değilim bu kış saati olayından)
07:45 - 08:10 Ela kahvaltı yapar
08:10             Ela kuş gider
08:30 - 08:45 Nil Asya Hanım uyumak ister, teyze onu uyutur
08:30 - 09:00 Alya ve annesi kahvaltı yapar
09:00 - 09:15 Alya kuzu ve annesi kreşe doğru yola çıkar (birlikte okula gitmek çok güzel ya, günün en güzel saatleri bunlar :)
10:00            Nil Asya uyanır
11:15            Nil Asya uyur
12:30-13:00 Nil Asya uyanır
Nil Asya şu ara maksimum 1,5 saat uyanık kalabiliyor. O saati geçirirsek yorgunluktan dengesi kaçıyor. Uyku süreleri değişken. 45 dk da olabiliyor, 2 saat de. Zaten şu uyku sürelerini biraz uzatabilsek çoğu şey rahatlayacak.
16:00          Anne Alya'yı almaya gider
16:30          Anne ve Alya eve gelir. Alya genelde yemeğini yer.
17:30          Ela Hanım teşrif eder
18:15'e kadar yemekler yenmiş olur. Teyze o civarda gider. Anne kişisi artık kaderiyle başbaşadır. Genelde teyze giderken Nil Asya kısa bir uykuya dalmış oluyor. En fazla 40 dakikalık. Uyandıktan sonra da zaten biraz zaman geçirip gece uykusuna geçiyor (dediysem de inanmayın, bu kısım baya sıkıntılı bu ara)

Gece uykusu zamanla bir probleme dönüşebilir. Bu hafta dalmakta çok sıkıntı yaşadı. Daha doğrusu dalıyor ama kısa sürede uyanıyor. Tekrar dalması zor oluyor. Gece de sık sık uyandı bu hafta kuzucuk. Şöyle bir bakıyorum da uyku ile ilgili en büyük stresi sanki Ela'da yaşamışım. Şu noktaya ulaşıncaya kadar uğraşıp durmuşum. Oysa Ela bence uyku konusunda şampiyon. Tek olduğunda zerre sıkıntısı yok. 5 dakikada kendi kendine dalar. Alya'da süper ters köşe oldum. Şu anda eskiye göre çok iyi ama yine de uykuya dalma süresi Ela'dan uzun ve beni yanında istiyor. (Şu ara mutfağı toparlamak için izin isteyip kalkıyorum yanından, ses çıkarmıyor).

Nil Asya'nın bebeklik dönemi için rahat bir yol bulmam lazım. Çünkü diğer ikisi hala bana ihtiyaç duyuyorlar. Ela ve Alya ile Ela'nın yatağında biraz sohbet ediyor, kısa bir şey okuyoruz. Sonra Alya'yı alıp yatağına götürüyorum ve yanında kısacık yatıyorum. Eskiden bunu bu rahatlıkla yapamıyordum. Ela hemen "onun yanında yatıyorsun, benim yanımda yatmıyorsun"a başlıyordu. Sonra bir konuşma geçti aramızda. Senin rahatın için onu almam lazım yanından. O öğlen uyuyor, sen uyumuyorsun. Uykusuz kalmaman gerek gibi bir konuşma. Nasıl etkili oldu ben de şaşkınım ama kitap bitince "hadi götür Alya'yı" diyor bana. Ben de rahatladım valla. Ama bu döngüyü tamamlayabilmemizin ön koşulu minik hatunun uyumuş olması. Bu gece gibi iki dakikada bir uyanırsa ve Mehmet yoksa o zaman işler karışıyor. Ela yine uyuyor da Alya mesela yatak odasında yanımda olmak istedi. Hiç sıkıntı yok. İstediği gibi kalabilir. Asla zorlamak istemiyorum. "Git yatağına yat" falan gibi. Zaten işe yaramaz o ayrı ama bana ihtiyacı var. Dursun yanımda. Dalıyor o şekilde de ama uzun sürüyor.

Nil Asya'nın uyku teranesi bir süre daha devam edecek gibi. Çocuğu asla ağlatmam, orası kesin. Memede uyuyaydı, iyiydi ama bu da Alya gibi memede uyumayangillerden çıktı. 

Sonumuz hayrolsun bakalım :)






20 Şubat 2014 Perşembe

Yine aynı soru "bebeğim nasıl uyusa?"

İşte dönüp dolaştım, yine aynı soruda takıldım! "Alya nasıl uyuyacak?" Oysa ne emindim kendimden. Öyle ya birçok metot denemiş, sonunda bir yol tutturmuş, bundan da son derece memnun olmuş biriydim. Baya tecrübeliydim kendimce. Sorulduğunda eşe, dosta akıl vermişliğim de olmuştur haddim olmayarak. Fakat Alya tarafından ters köşeye yatırıldım. Kafamdaki koca soru şu: "Nasıl olur da bir çocuk memede uyumaz?" Nasıl olur ya bu inanamıyorum hala. Bu arada tabi Alya kendi etrafında dönmeye başladı başlayalı "valla harika, bırakıyorum, yatağında uyuyor" rüyası sona erdi. Ela'yı memede uyutmayı uzun süre reddedip, sonunda başka çarem kalmadığından 2 yıl o şekilde uyuttuğumdan bende oluşan düşünce şuydu: Her bebek zaten rahatça memede uyur, ama anneler bunu tercih etmeyebilir şeklindeydi. Alya doğmadan, onun bakımına yönelik kafamdaki en net şey onu nasıl uyutacağımdı. Tabi ki memede. Çocuğun adı bile belli değildi doğduğunda ama memede  uyuyacağı belliydi :)

Ve birkaç aydır gerçeği öğrendim. Meğer her çocuk memede uyumuyormuş. Valla şaşkınım. Soru çalışmadığım yerden çıktı. Şu anda ağır işçi gibi kucağımızda sallıyoruz kuzuyu. Ama tabi arkadaş ağırlaşıyor, bizdeki kol kası da belli yere kadar idare eder durumu. Memede uyumak da öğretilmiyor ki kardeşim! Şu an izlediğim yol uykusunun iyice gelmesini beklemek, sonra da emzirmek. Ela'da ilk başta itinayla kaçındığım ama sonra çok rahat ettiğim bu yolu Alya'ya öğretmeye çalışacağım kırk yıl düşünsem aklımda gelmezdi. Bakalım bu maceranın sonu ne olacak?


23 Şubat 2012 Perşembe

Yeni alışkanlıklar

yeni bir düzenimiz oluyor, yavaş yavaş ama sanki biraz da zorlanarak. Meme dar zamanlarımızda dokunarak rahatladığımız; ara sıra sarılıp, öpüp, kokladığımız, hasret giderdiğimiz, hoş tutmak istediğimiz eski bir dost gibi.

Gece uykularımız daha kesintisiz. Her gece en az iki kez uyanıyordu Ela emdiği dönemlerde. Şimdi çoğunlukla deliksiz bir gece uykusu uyuyor ya da en fazla 1 kez uyanıyor. 2 senedir deliksiz uyuduğu geceler bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar olan benim için bu durum hayli sevindirici.

Bununla beraber zorlandığımız ve henüz bir rutine oturtamadığımız konu ise uykuya geçiş. Bu konuda ikimiz de ya da babamızı da sayalım üçümüz de acemiyiz. Kuzunun gündüz uykuları problemsiz. Yatakta ya da kucakta sırta iki pı pıt'la uykuya dalıyor. Bizim uzmanlık alanımız ise meme ile uykuya dalmak. Dolayısıyla meme olmayınca şaşkınız. Yeni bir rutin oluşturmamız lazım. Kafamda bunu bir plana da döktüm ama..."Ama"sı ne biliyor musunuz? Yorgunum, vallahi takatim yok. Uyumaya niyetlenmemiz saat 21:00 gibi oluyor, uykuya dalışımız ise 22:30dan önce değil. Dün gece ben bir şekilde sızdım, dayanamamışım, Eloş'la babası suluboya, patates baskısı gibi sanatsal aktiviteler yapmışlar gecenin 10unda. Ve sonra 23:00 gibiydi herhalde Eloş yanımda mızmızlayarak uykuya daldı. Huzurlu bir uykuya dalış olmadı. Buna, kendi halime ve aslında bu düzensizliğin geneline canım sıkılıyor. Biraz güç toplamam lazım, gördüğüm kadarıyla bu düzen kendi kendine oturmayacak.
Aslında bu durumu bekliyordum, beklemediğim birşeyle karşılaşmış ve şaşırmış değilim. Bu yazıyı da bugünler için yazmıştım. Yani "keşke uyku olayına başta bir çözüm bulsaydım, şimdi sıkıntı çekmeseydi kuzu" diyeceğimi bildiğim için, bunu dediğimde o anların tadını tekrar hatırlamak ve gülümsemek için...

Yazıyı "su akar yolunu bulur" diye bitirmişim geçen sefer. Bu da kendini tekrarlayan bir senaryo mu acaba, ya da benim oyunlarımdan biri mi? Yani bir düzen oturtacağım diye uğraşmak, denemek, kafa yormak sonra herşeyi doğaya bırakmak. Şu anda seçimlerimden biri bu duruma müdahale etmemek de olabilir, yani akışa bırakmak. Bu, yukarda bahsi geçen yazıyı yazmadan önce de seçimlerimden biri olabilirmiş, olmamış. Acaba şimdi de bunu, ben mi seçmiyorum?

9 Haziran 2011 Perşembe

uyku üzerine...

Bu uyku meselesine az mesai harcamamıştım. Okudum, okudum, okudum. En doğrusu, en uygunu hangisi olur düşündüm de düşündüm. "Kontrollü ağlatma" dediklerini çok vahşi buldum, asla aklımın ucuna getirmedim. "Yatır/kaldır"'ı baya düşündüm, yok yine içime sindiremedim. sonuçta nasıl bir yöntemde karar kılacağımdan emin değildim ama bildiğim tek şey Ela'yı emerek uyutmayacaktım. Yok, yok asla böyle bir şey yapmayacaktım. Yoksa bana bağımlı olurdu, kendi kendine uyuyamazdı. Sonra sallamamaya çalışacaktım,kucağımda uyumasına izin vermeyecektim. Yatağına yatırdığımda uyku halinde olmamalıydı ki anlasın yatağa yatmak ve uyku arasındaki ilişkiyi. Sırtını sıvazlayabilir ya da küçük pıt pıtlar yapabilir eş zamanlı güzel de bir ninni söyleyebilirdim. Ya da müzik olayına girebilirdim. Şöyle güzel, rahatlatıcı bir müzikle kuzuyu uykuya hazırlayabilirdim. Tabi bir de uyku öncesi banyo önerisi vardı. Kulağa çok mantıklı geliyordu. Çünkü Ela banyodan sonra masajla da iyice gevşeyecek rahatça uyuyacaktı.
Tüm bunların hepsi elbette bir RUTİN içindeyse anlamlıydı. Bir gece öyle, bir gece böyle olmazdı. Yani kararlı olacaktım.
Bugün Ela 18 aylık oldu. Tam 6 aylık olduğundan beri, yani diyebiliriz ki 1 senedir Eloş çok büyük bir keyifle memede uyuyor. İtiraf etmeliyim, ben de bundan hiç şikayetçi değilim. Kitabi bir rutin oluşturabilmek için gerçekten baya çabaladım. Şşş-pat olayı bir ara tuttu, müthiş heyecanlandım, "vay be demek oluyormuş" havalarına girdim. Kuzu gerçekten kendisi uyuyordu. Derin uykuya geçisini 20 dk bekliyordum başında. Sonra muzaffer bir komutan edasıyla çıkıyordum odadan. Herşey yolundaydı. Arada bir hastalık mı oldu - o ara kopmuş bende- hatırlamıyorum, etkisini yitirdi. Banyo olayına baya sıcaktım ama Eloş niyeyse banyodan sonra gevşemek yerine daha da canlandığı için bizim uyku saatlerini sarkıttı, vazgeçtim. Aslında düşününce Eloş'un kendi etrafında dönmeye başlaması ile ben bir şeyler denemekten vazgeçip onun ihtiyacına yöneldim sanırım. Ben öyle yapınca da otomatik bir rutin gelişti. Şu anda saat 20:30 - 21:00 arası kuzunun gözler hafif kızarıyor. Ben "hadi Eloş, babaya iyi geceler de, biz uyumaya gidelim" diyorum. Bizimki sevinerek kucağıma geliyor, babaya el sallıyoruz. Mutlu mesut yatağa gidiyoruz. Artık emzirme koltuğuna rahatça sığamadığımız için bizim yatağa gidiyoruz. (tabi bunu da asla yapmayacaktım, çocuk kendi yatağında uykuya dalmalıydı)kuzu sevinçle kendini yatağa atıyor, ben de bir güzel yanına yatıp kuzuyla bütünleşiyorum. 10dk-3o dk arası sürüyor uykuya geçiş. sonra kendi yatağına alıyorum Ela'yı. yapmayacağım dediğim herşeyi bir güzel yapıyorum. Ama zerre kadar da pişmanlık duymuyorum. Elbette zor, bazen ben de onunla uyuyakalıyorum vs. ama o keyif, çok güzel ya. valla biri bu işin bu kadar keyifli olacağını söylese hiç uğraşmazdım belki de :) emin değilim...

sonuçta burada da kesin, net bir doğru yok. herkesin kendi doğrusu var. benimki doğru mu? gerçekten bilmiyorum. ama benim kendimi içinde en iyi hissettiğim kurgu bu. benim doğrum bu.

bu meselede de hayat beni şu veciz cümleye götürüyor:
"su akar yolunu bulur"
yine görmüş oldum, evet bulur :)

20 Eylül 2010 Pazartesi

uyku halleri

temmuzun başıymış. insan ne çabuk unutuyor. şimdi daha iyi anladım resimler, videolar ne kadar gerekli, ihmal etmemek lazım.
güzel kızım büyürken her yeni gün ayrı bir yenilik getiriyor, öyle olunca bir önceki gün, bir önceki hafta, hatta şimdi olduğu gibi önceki aylar unutuluyormuş.
evet temmuzun başıydı. Demetler bizdeydi, balkonda oturuyorduk. Ben de sık sık gidip uyuyan Ela'yı kontrol ediyordum. Bu kontrollerimin birinde o an için çok ilginç olan bir şey oldu. Kızım yatağında bir tarafına dönüvermişti. Bana ne kadar muazzam gelmişti bu hareket. Heyecanlanmıştım.
sonra o hareketler sürekli devam etti. Ela'nın uyku halleri çeşitlendi.


artık Ela'yı yatırdığım şekilde bulamayacağımı biliyorum. Her yeniliğine alıştığımız gibi buna da alıştık zamanla. İlk kez güzel Özden'den duymuştum "bizim uykularımız senin olsun" dileğini. Zamanla daha iyi anladım ne demek olduğunu. Evet, güzel kız senin olsun uykularımız, senin, Arda'nın, Sedef'in, Dila'nın, Nisan'ın, Efe'nin, Kayra'nın, Nil'in, Irmak'ın, Deniz'in, Nevhan'ın, Ece'nin ve adını bilmediğimiz tüm kuzuların...


27 Nisan 2010 Salı

yine erken sevinmişim, sağlık olsun n'apalım...

Anne olmak demek "başardım" dediğin an başladığın noktaya geri dönmekmiş. Bizimki aynen o hesap oldu. Şimdi en baştayız. Kucakta uyuyoruz, uyurken sallanıyoruz, müzik dinliyoruz ve en kötüsü bu iş eskisinden uzun sürüyor. Eskiden yaklaşık 10-15 dk.'da uykuya dalardı. Bugün yarım saat sürdü. En kötüsü de yatırımın geri dönüşü (RoI diyebilir miyiz :)) yani yarım saat emeğin karşılığı 1 saatlik uyku olamadı. En uzunu 45 dk sürdü bugünkü uykularının. Hatta 20 dk süren bile oldu ki ona uyku demiyoruz zira bir faydası olmuyormuş diye okudum. Zaten günümüz saat 5 olmadan başlamıştı. Gaz yüzünden uykusu bölündü kızımın. Bir de gündüz uyuyamayınca -annesi bile iki saat uyuyup kendine gelebilmişti- güzel kızım saat 18:30u zor etti. Sonra emme faslımız neyse ki sorunsuz geçti - bu aralar gazlarımız en çok emerken rahatsız ediyor bizi- sonra da saat 19:30 olmadan derin bir uykuya geçti kızım.

Demek ki neymiş, bu işte "hıh oldu, bak gördün mü oldu" demeyecekmişiz. Hep temkinli olacakmışsız. Geri dönüşlere hazırlıklı olacak, asla üzülmeyecekmişiz. Allah sağlık versin, değil mi? Çocuk bu, bir gün güzel uyur, bir gün uyumaz. Bir gün yer, bir gün yemez. Çocuk bu. Sakin ol Aknur, sakin ol, telaş yapma ....

Ne diyor Mehmet "don't panic, still there's time :)

Kızın da ne güzel gülüyor bak, "iyiyim ben anne, sen dert etme" diyor sanki

22 Nisan 2010 Perşembe

Ela mucizesi

Bir mucize mi bilemiyorum, henüz sevinmek için erken olabilir. Bunu öğrendim ancak şu an itibariyle kızım 6 tane uykusuna yatağında dalmış bulunuyor.

anneanneden döndüğümüzden beri sürekli düşünüyorum ve okuyorum da okuyorum. Derdimiz uykuya dalış. Nasıl olacak da Ela kızım kendi kendine uykuya dalmayı öğrenecek? En son yarın bakıcımızı çağırmayıp, kızımın babasıyla yatır/kaldır metodunu uygulamaya karar vermiştim. Ama içime hiç sinmiyor, kendimi ikna etmek, kararımdan caymamak için sürekli kendi kendime Tracy'nin cümlelerini tekrarlayıp duruyordum : bu bir tedavi değil, bebeğime uykuya dalmayı öğreteceğim, benim yardımıma ihtiyacı var vs vs... Sonra internette yatır/kaldır'ı biraz daha araştırmaya karar verdim. O kadar okumanın, araştırmanın içinde bunu daha önce niye yapmadığıma hayret ettim. Bu konuda evren'in yazdığı yazı aklımı başıma getirdi. Kendisini tanımıyorum ama o yazıyı yazdığı için çok minnettarım. Teşekkürler. http://yavrusu.blogspot.com/2009/11/uyku-problemi-ve-cozumu.html
yazıyı okuduktan sonra 2 gece öncesi itibariyle yatır/kaldır uygulama kararımdan vazgeçtim. Açıkçası nasıl rahatladım anlatamam. Meğer ne kadar zorluyormuşum kendimi. Zaten de o iç huzursuzluğu ile uygulamam pek mümkün değilmiş. Adım gibi eminim. Ne yapmayacağını bilen ama ne yapacağına henüz karar vermemiş bir anne olarak güne başladım.

Kızım dün de ilk 2 uykusuna çok zor daldı. Kucakta sallanarak, çoğu zaman ağlayarak. O ağlamalar, kızarmış gözler, iç geçirmeler ve bir türlü uykuya dalamamalar beni kahrediyor. Sonra ben doktora gittim. Döndüğümde teyzemiz müjdeyi verdi. Kızımı yatağında uyutabilmişti. Gece uykusuna da aynı şekilde yatırdım. Yine yatağında dalabildi. Ve bugünkü tüm uykularına. Umarım bu şekilde devam edebiliriz. Herşey çok değişebiliyor. Bir günümüz diğerini tutmayabiliyor ama şu an geldiğimiz noktada Ela kızım için çözüm şu:
-Ne olursa olsun, ne kadar sürerse sürsün Ela kuzunun onun istediği şekilde sakinleşmesi.
-Mümkünse eskiden uyumaya alışık olduğu pozisyonda (yüzü dışarı dönük, hafif yatay, başı omuzumuza doğru) iyice gevşemesi
-ve iyice gevşediğine kanaat getirilince yatağına yatırılması (bence işin sırrı doğru kıvamın yakalanması)
- başlanmış olan ninniye o uykuya dalana kadar devam edilmesi

Bu Tracy'nin şşş-pat yönteminin bize uyarlanmış hali aslında. Umarım bundan sonra da işe yarar.

Bu araştırmalar sırasında bir de Dr.Sears ile karşılaştım. Onların yaklaşımlarını okuyunca Tracy'nin "hatalı ebeveynlik" kavramı ile beni hayli strese soktuğunu farkettim. Şu dakikadan sonra buna çok da takılmamaya karar verdim. Çocuğunun ihtiyaçlarını anlamaya çalışan her anne aslında doğru yolda. Hata bence çocuğun ihtiyaçlarını göremeden bir model oturtmaya çalışmak.

Tabi yanlış anlaşılmasın, elbette Tracy sayesinde kızımın gündüz uykusu uyumaya başladığını, onunla beraber bebeğimin ihtiyaçlarını anlamaya, işaretlerini okumaya daha fazla yöneldiğimi söylemeliyim. EASY ile bir düzenimiz var artık. Saatler değişse de o da biz de gün içinde sırada ne olduğunu biliyoruz, daha az huzursuzlanıyoruz.

Yazının adı Ela mucizesi çünkü annesi istediği kadar uyku konusunda ders çalışsın, çözümü kendisi bize gösteriverdi. Aferin küçük insan, aferin. Şimdi kibirli bir anne rolü kesmenin tam sırası: "eee kimin kızı :)"

2 Nisan 2010 Cuma

ne güzel uyudun...

ne güzel uyudun güzel kızım, tam hayalimdeki gibi. Annemden öğrendiğim o ninniyi* söyledim sana. bir kez değil tabi ki ama omzumda o şekilde huzurlu yatman o kadar güzeldi ki sonsuz kere daha söyleyecek gücüm vardı sanki. sonra iyice gevşedi vücudun. yatağına yatırdığımda kocaman kocaman açıktı gözlerin. sonra yavaş yavaş, biraz da benim yardımımla uykuya teslim ettin kendini. Şimdi rüyalar alemindesin. Dilerim ki güzel yerler gezer, bolca eğlenirsin rüyalarında. Kim bilir belki beni görürsün, sohbet ederiz. Senin dilinde elbet...

23 Mart 2010 Salı

ey uyku; geldiysen 3 kez vur...

"çok düşünüyorsun kızım sen, herşey kendi kendine olur merak etme"bu cümle bakıcımızın benimle ilgili neredeyse hergün kurduğu bir cümle oldu.

Evet doğru, düşünüyorum,ben zaten hep düşünürüm. Evet bıraksam belki kendi kendine birşeyler olacaktır, kızım düzenini bulacaktır. Ama ya olmazsa, ya yardıma ihtiyacı varsa ve ben geç kalmış olursam. Tabi şu anki rahatsızlığımda işe başlama tarihimin yakınlaşmış olması telaşı da var.İstiyorum ki işe başlayana kadar kızımın ana rutini - uyku, beslenme- düzene girsin. ben çalışmaya başlayınca çok zorlanmasınlar. O yüzden okuyorum da okuyorum.

Şu sıralar gündem konum kızımı kendi kendine uyumaya nasıl alıştıracağımız. Araştırıyorum, okuyorum. Aslında genelde hep aynı şeylerden bahsediliyor. Temel olarak bir uyku ritüeli en önemlisi. Kendimce oluşturmaya çalışıyorum ama henüz başarılı olamadım. İdealimdeki ritüel şu: Bebeğimi sakince konuşarak battaniyesine saracağım, o kucağımda ona bir ninni* söyleyeceğim. Kızım o ninniyle gözlerini kapatmaya başlayacak. Vücudu iyice gevşediğinde onu öpüp yatağına yatıracağım :) güzel bir hayal değil mi? Kundaklamanın çok yardımcı olduğundan bahsediliyor ama bizim hatun kollarını mümkün değil o kundağın içine sokturmuyor. Kucağımda konuşarak sakinleştirebiliyordum, ninninin pek etkisi olmuyor. niyeyse iki gündür sakinleştirme konusunda da yetersiz kaldım. Bakıcımız da kızımdan korkmayı bırakıp, performansını yükseltince iki gündür gündüz uykularına o yatırır oldu. İsteğim uykuya dalmadan yatağa koyulması ama tam da o şekilde olmuyor sanki. Birbirlerine alışsınlar istediğimden illa ben uyutacağım diye bir inada da girmek istemiyorum. Sonuçta kimyalarının tutması, benim bunu görüp içime sinmesi çok önemli. ilerde kızımla geçireceğimiz zaman kıyaslandığında ben malesef çok gerideyim bakıcımıza göre. ne trajedi ama...

şu anda kararsızım, düşünmeyi bıraksam ve "su akar, yolunu bulur" mu desem bilmiyorum



* bir ninni var bizim ailede. daha önce bizden başka kimsenin bildiğine rastlamadım. sözleri şöyle:
ay doğdu kırlarda, herkes uykuya daldı
kuşlar yuvasında büzülüp kaldı
uyu ki görünsün sana cici rüyalar
annenin kalbinde bir tek ümidi sensin

25 Şubat 2010 Perşembe

gazlı kızım, nazlı kızım...

bitemedi gitti...
3 ayda bitecek diyorlar ama bence bizimki uzun sürecek. çünkü kızım 2,5 hafta sonra 3 aylık olacak. bitecek olsa şu sıralarda azalma trendine girmesi gerekirdi. öyle bir durum yok. dün öğleden sonra, gece yatana kadar yine coştuk. hava güzel diye babaanne ile heves ettik. güzelce üzerini giyindirip, arabasını alıp dışarı çıktık. güneş var ya, hoşuna gider zannettik. kızımın gazları geldiğinde nerede olduğu farketmiyor işte. keyfi kaçıveriyor. sonuçta 10 dakika dışarda durduktan sonra ağlayan Ela kucağımda, babaanne boş arabayı sürer şekilde hızlı hızlı eve döndük.
gaz için sunulan çözüm yolları çok çeşitli. ama bir tanesi bile bize kesin çözüm olmadı. denemediğimiz kaldı mı bilmiyorum...
- bağırsak hareketini artırıcı bebek jimnastiği: hergün mutlaka yapmaya çalışıyoruz. yapmadığım günle, yaptığım gün arasında çekilen gaz sancısı açısından bir fark var mı? bence yok...yine de keyifli olduğunda yapıyoruz, hoşuna gidiyor
- göbek çevresine ve ayak tabanlarına masaj: masajın da tekniği var tabi. göbek çevresine saat yönünde olacak.çeşitli yağlar öneriliyor. acı elma yağı, zeyinyağı... ne bileyim, ben iyice inancımı yitirdim herhalde. bizde işe yaramadı bu masaj olayı da...
- çeşitli ilaçlar: Nurse Harvey ve Lefax kullanıyoruz. 1-2 gün denemek için vermedim. açıkçası çok da farketmediğini düşünüyorum. ama kızım ikisinin de tadını seviyor. ağlarken verirsem biraz sakinleşiyor. ben de ilaçları düzenli kullanıyorum ama genelde ağlarken vermeye çalışıyorum ki gözle görünür de bir faydaları olsun.

gazın oluşmasını engelleyemiyoruz ama ağlarken sakinleştirme konusunda bence işe yarayanlar :

- sıcak, sıcak, sıcak : bendeki etkisi psikolojik de olabilir sıcağın ama kızımda sanırım işe yarıyor. bir ara ağlarken sıcak bez, termofor olayını bırakmıştım. bebeği değil, bizi rahatlatıyor diye. yani birşeyler yaptığımız için iyi hissediyoruz diye düşünüyordum. ama son 2 haftadır yine karnına, sırtına, ayaklarına sıcak bezler sarmaya başladık. emin değilim ama hemen olmasa da biraz rahatlattığını düşünüyorum.
bir de gece yatarken bacaklarının altına termofor koymaya başladım. o nasıl hissediyor bilemiyorum ama beni rahatlatıyor :)
- elbette araba gezintileri: kızım ilk başta ağlamaya devam etse de 5-10 dk sonra uyumaya başlıyor. arabada geçirdiğimiz sürede o da ben de dinleniyoruz. eve geldiğimizde bazen asansörde uyanıyor, eve ağlayarak giriyoruz. yani başladığımız yere dönüyoruz, biraz moral bozucu oluyor. ama bazen de yatağına yatırabiliyoruz. yatakta kalma süresi değişken. hemen uyandığı da olabiliyor. ama yine de denemeye değer bir yöntem.
- kucakta değişik tutuşlar: artık yaratıcılığımıza kalmış. birkaç tutuş kısa da olsa sakinleştiriyor. bizim favorimiz uçak tutuşu
- Nil Karaibrahimgil - Pırlanta: bu da bize özel, kızım seviyor. biz de seviyoruz. onun ağlama sesinden yüksek açmak gerekiyor. umarım komşular da seviyorlardır :)
- altını açmak: bir şekilde rahatlıyor kızım, biz de sıklıkla açıyoruz altını. ilk başta ağlamaya devam etse de emzikle falan avutuyoruz, sonra durumu farkedince rahatlıyor, hatta bazen gülmeye başlıyor
- emzirmek: en kesin çözüm, genelde 1 saatten sık olmamasına çalışıyorum ama bazen daha da erken emzirebiliyorum. sonuçta emdikçe gazı oluyor, gazı oldukça ağlıyor ve tekrar emmek istiyor. bu ne yaman çelişki değil mi? ama emzirmek şu sıralar biraz acı verse de çok güzel. hem de dinlendirici.

kızım bu 2 ayda ne değişik şeyler öğretmiş bize. hiç aklıma gelmezdi :)