tuvalet eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tuvalet eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Aralık 2016 Perşembe

Asla genelle-me!

Alya Karaduman. İkinci annelik tecrübem. Ela'da ağzımdan çıkan ne varsa çocuk büyütmeye dair-uykuydu, tuvalet eğitimiydi, konuşmaydı, meme bırakmaydı- hepsini bana çiğ çiğ yedirten kuzu. Tüm çocuklar gibi nev-i şahsına münhasır bir arkadaş.

Tuvalet eğitimi dediğin çocuğa 1,5 yaşından sonra verilebilir. 2 yaşına gelmeden çocuklar rahatlıkla bezi bırakabilir. Bu doğruydu. Ela bırakmıştı 20 aylıkken. .Alya'da bu tecrübeyi yaşayana kadar bunu genel geçer bir bilgi sanıyordum. Ama Alya'da gündüz kazasız belasız bırakalı 2 ay oluyor. Yani değil 1,5 yaş, 3 yaşı bile geçtik. Yani neymiş; her genelleme gibi çocuklarla ilgili genellemeler de toptan yanlışmış. Doğru olan her çocuğun farklı olduğuymuş. Ve son 3 gecedir Alya'yı gece de kaldırmamaya başladım. Cesaretimi toplayıp Pazartesi gecesi bir deneme yaptım ve sonuç iyi olunca devam ettim. Sanırım gece uyanmamı gerektiren çocuk sayısı normal koşullarda yine sadece 1 :) Bazı durumlarda hepsini  düğmesine aynı anda basılıyor sanki ama o da fırsat olursa başka bir yazının konusu olsun.

Meme bırakırken  de aynı şey oldu. Ela'da yaşadıklarımızdan sonra müthiş korktuğum bir süreçti. 2 kez plan yaptım. Seyahat dönüşlerinde vermeyeceğim diye. Hatta son seyahatin ilk gecesinde nasılsa dönüşte vermeyeceğim diye sütümü -hangi akla hizmetse- sağmadım bile. Ertesi gün acıdan mahvoldum. Saçma şekilde doktor falan bir sürü tantana oldu. Bu çektiğim sıkıntı da yanıma kalmasın diye eve girene kadar kesin vermeyeceğimden emindim. Güya mental olarak kendimi hazırlamıştım. Ama sonra çok komik bir şekilde Alya'yı görmemle memeleri açmam bir oldu :) Ne yapayım kardeşim çocuk kaç gün beklemiş, nasıl vermeyeyim memeyi? Allah kısmet eder de Nil Asya'yı da uzun emzirebilirsem artık benim tarzımın bu olmadığına eminim, anneden ayrıldığında falan bıraktırmam memeyi. Ruhuma aykırı. Bu olayın üstünden bir hafta geçtikten sonra ise bıraktık memeyi. Kafamda hiçbir plan yokken. Zavallı meme başlarım nedenini anlamadığım şekilde çatladı o günlerde. Canım acısa da emziriyordum. Ela'yı 25 ay emzirince en azından Alya'nın doğum gününe kadar yani 2 ay daha emzireyim bari diye karar vermiştim. Bir akşamüstü Alya emerken ağzında kan gördüm. Aklım çıktı. Çocuğu memeden uzaklaştırınca bir de ne göreyim meme başım kanıyor. Baya şiddetli şekilde hem de. Hem Ela hem Alya gördü bu manzarayı. "Meme uf oldu" dedim. Ela hemen yarabandı getirmişti. Onu üstüne kapadık ve o son oldu. Üstüne hiç bir drama yaşanmadı. Alya birkaç kez sordu. Ben hatırlatınca sadece güldü.
İlk geceden müthiş korkuyordum. Çocuk alışkanlıkla uyandı. Ben kıyamet kopmasını bekliyorum. "Annecim ben sana hemen süt ısıtayım" dedim çekinerek. Zaten herşeyim hazırdı hemen getirdim sütü biberonla. İçti Alya, sonra bana biberonu verdi ve poposunu döndü yattı. Ben Ela'dan tecrübeliyim ya "böyle olmaz, çocuk şimdi başlar ağlamaya" diyorum. Bekliyorum. Hiç hareket yok. Uyudu bitti. Olay böyle nihayetlendi. Birkaç gün gece biberonla süt verdim sonra zaten deliksiz uykuya geçti Alya. Hala gülüyorum o geceki halimi düşündükçe. Drama yok, trajedi yok. Yani neymiş her çocuk farklıymış :)

Şimdi sıra Nil Asya'da. Neler yaşayacağımızı merakla bekliyorum.

25 Ekim 2011 Salı

Ela artık özgür! Bezden kurtulduk...

vallahi kurtulduk...
hem de 2 ay oldu
anne de tam iki ay sonra bu önemli yazıyı yazmaya başlayabildi
aslında anneye yine aynı şey oldu, güzel bir yazı olmalı, iyice düşünebileceğim, rahat bir zamanda yazmalıyım derken 2 koca ay beklemiş oldu. yine rahat bir zaman değil işte, uykum geldi bir taraftan ama artık yazılmalı bu yazı.

Haziran ortasında havalar ısınmaya başladığında Teyze'mizle konuşmaya başladık. Zaten bu işte en büyük payı kendisine vermeliyiz. O'nun istekliliği olmasa mümkün olmazdı bu iş. Artık bez bağlamak baya zor oluyordu kuzuya. İstemiyordu. Binbir taklayla takıyorduk yeni bezleri. Elimizde mendiller, bezler çok koşturduk minik poponun peşinde :) Haziran'ın sonuna doğru gündüz Ela'ya bez bağlamayı bıraktık. Bir lazımlık ve bir de tuvalet adaptörü edindik. Henüz bir kaç gün olmuşken, daha hikayenin giriş paragrafındaydık ki Eloş hastalandı. İshal, kusma derken yaklaşık 2 hafta yine bezli günlere dönüverdik. Herhalde Temmuz ortası gibiydi, yine bıraktık bez bağlamayı. Açıkçası yaz sonuna kadar belki alışamaz diye düşündüğüm çok oldu ama en azından o yaz sıcağında bez bağlamamış oluyoruz diye devam ettik. Tabi ki Ela'nın durumu idrak etmesi için bir kaç haftaya ihtiyacımız oldu. Bu süre içinde hafta içi Teyzemiz, akşamları ve hafta sonları da biz sürekli Ela'nın peşinde, kaza izlerini temizledik. Tuvalet adaptörünü hiç kullanmadı, ilk başta lazımlıkla da biraz mesafeliydi. Tuvalete hep birlikte girdik, o zamanlarda lazımlığa kısa sürelerle oturdu. Bir kaç sefer de bir kaç damla çiş yaptı. Ağustos ortasına kadar bu süreç böyle sürdü. Ben yavaş yavaş sıkılmaya başladım. Müzikli lazımlıkları araştırdım bir süre, aklıma yatmadı, almadım. Bebekleri lazımlığa götürüp, onlara çiş yaptırttık, olmadı. Yani bebeklere faydası olmuştur belki de Eloş'a olmadı :)

Ağustos'ta taşınma hazırlıklarına başladık. Taşınmamızdan bir gece önce yani 18.08.2011'de akşam 7 gibi Eloş "kaka, kaka" dedi salonun ortasında. Yanına koşanları ittirip"anane kaka" dedi. Annneannesi ile koşarak tuvalete gittiler ve sonra anneanne bir elinde Ela, bir elinde de içi doldurulmuş bir lazımlıkla salona girdi. Eve nasıl bir sevinç hasıl oldu anlatamam. Alkışlar, ıslıklar, danslar...sonra tuvalete döktük ve el sallayarak, sifonu çekip uğurladık güzel çişleri. Zaten bu sifon çekme olayı Ela'nın olayı çözmesinin de anahtarı oldu. Yeni eve geçtiğimiz gün Ela'ya sifonu gösterdim. Duvara monteli, içeri itilen bir çeşit. müthiş ilgisini çekti. tek parmağıyla itebiliyordu. "hadi annecim, çişimizi buraya yapalım, sonra da sifonu çekip gönderelim" dedim. hevesle tuvalete oturmak istedi. Ve ondan sonra bu sifon konusundaki hevesi uzun süre-hatta bazen hala- devam etti. O günden beri Eloş uykuları dışında bez takmıyor.

Elbette kazalar oluyor. Oyuna daldığında özellikle ve biz de sormayı unutursak oluyor bunlar. Hatta geçenlerde bir misafirlikte oldu. Mahçup olduk ama halden anlıyor arkadaşlarımız sağolsunlar. "amaan onun çişinden n'olacak?" en sevdiğim iç rahatlatma cümlesi. artık çok seyrekleşti kazalar. bu iş iyiden iyiye düzene girdi gibi.

400000000000 kere maşallah ...